İtiraf

İTİRAF

İtiraf Et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

  1. Gооd dаy! itiraf.gen.tr

    Did yоu knоw thаt it is pоssiblе tо sеnd соmmеrсiаl оffеr lеgit?
    Wе suggеsting а nеw lеgitimаtе mеthоd оf sеnding rеquеst thrоugh соntасt fоrms. Suсh fоrms аrе lосаtеd оn mаny sitеs.
    Whеn suсh rеquеsts аrе sеnt, nо pеrsоnаl dаtа is usеd, аnd mеssаgеs аrе sеnt tо fоrms spесifiсаlly dеsignеd tо rесеivе mеssаgеs аnd аppеаls.
    аlsо, mеssаgеs sеnt thrоugh соntасt Fоrms dо nоt gеt intо spаm bесаusе suсh mеssаgеs аrе соnsidеrеd impоrtаnt.
    Wе оffеr yоu tо tеst оur sеrviсе fоr frее. Wе will sеnd up tо 50,000 mеssаgеs fоr yоu.
    Thе соst оf sеnding оnе milliоn mеssаgеs is 49 USD.

    This mеssаgе is сrеаtеd аutоmаtiсаlly. Plеаsе usе thе соntасt dеtаils bеlоw tо соntасt us.

    Contact us.
    Telegram – @FeedbackFormEU
    Skype live:feedbackform2019
    WhatsApp – +375259112693

  2. Greetings,

    We are brokers linked with high profile investors who are willing to;

    Fund any company in any current project;

    Fund a project/Investment of any Interest or choices;

    They are privately seeking means of expanding their investment portfolio. Should you find interested in engaging us for more detailed discussion to forge ahead, We will be happy to share more insights.

    Yours Sincerely

    Mohammed Khalid
    Tel +971-52943-4865
    Whatsaap +971-55765-2746

  3. Gözüm giymiş olduğu gömlekteki renklere takıldı, ne zevksiz diye düşünürken göz göze geldik. Durumu kurtarmak adına “Bugün çok şıksınız X bey” dedim. Anında yüzünün şekli değişti “Ciddi misin, ya sabahtan beri niye söylemedin moralim düzeldi bak şimdi” dedi. Bir de kadın her yaşta kadın derler, 60 yaşındaki bu beyefendiye ne demeli…

  4. “Naptın bugün?” dedi. “Hiiç, odamdaki yataktan sallana sallana kalktım, salondaki koltuğa uzandım. Baktım klima vuruyor üstüme, üşüdüm; karşıdaki koltuğa zıpladım. Avludaki pofuduk minderle terastaki salıncak arzu ile kollarını açmış bugün hangisini tercih edeceğimi merak ediyordur eminim” dedim. “Gıcıksın” dedi. Telefon suratıma kapandı. Hat kesilmiştir değil mi?

  5. Kocamın ailesinden hiç kimseyi sevmiyorum ama altı yıllık evliliğimizde en ufak bir sorun yaşamadık. Hepsinin yüzüne gülüyorum, saygıda kusur etmiyorum. Geldiklerinde olması gerektiği gibi davranıyorum. Uzunca bir süre yatılı kaldıkları da oluyor ama neredeyse sinir hastası olacak hale geliyorum da olumsuz tek kelime etmiyorum. Onlar gidince de evi komple temizliyorum. Tabiri caizse her yeri dezenfekte ediyorum. Kullandıkları herşeyi çöpe atasım geliyor. Dokundukları eşyalardan tutun da giydikleri terliklere kadar. Nereden geliyor bu nefret bilmiyorum. O kadar yapmacık davranıyorum ki, onların yanında kendimi tanıyamıyorum.

  6. Dengesizmişim. Bir iki hafta hep sosyal ve ortamlarda bulunan, neşeli enerjik birisi, sonra bir anda romantik, yıldızları izlemeyi seven ama bir şey istenmeyen birisiymişim. Hem sürekli çikolata yiyomuşum. Açıklayayım, 1-2 hafta boyunca tüm paramı harcıyorum geri kalan zamanda da mecburen yıldızları izliyorum. Çikolataya gelince, çikolatayı sevmek de mi yasak arkadaş?

  7. Yine yüzümüzün gülüp ancak yalnız kalınca bir şarkının nağmesine kapılıp hayatın kendine ait acı gerçeklerini bana hatırlattığı bir gece. Aklımdan ve kalbimden geçenlerin dile dökülmediği bir an. Belki ben kimseye anlatıp dökemem belki de herkes böyledir. Hayat zor. Hepimiz için çok zor. İlk defa bir yere yazı yazıyorum bu yüzden yazmakta tereddüt ediyor insan. Acaba ne alaka veya burda bu yazının ne işi var konsepte uygun değil gibi tepkilerden dolayı. Belki de şu an saçmalıyorum. Ancak bildiğim bir şey var. Bilmediğim sokaklarda sarhoş olup şarkılar söylemeyi ve hiç tanımadığım insanlarla biraz muhabbet etmek istiyorum. Bir daha hiç görmeyeceğim yabancılarla…

  8. Yalnızlık çoğu zaman huzur veriyor bana. Ayvalık’taki yazlıkta henüz sezon açılmadığı için in cin top oynuyor. Ancak bu sabah kalktım ve kendimi bir anda İzmir’de buldum. İşyerimin İzmir ofisine uğradım. Eski ve hatırladıkça hüzünlendiğim bir kız arkadaşımı yadettim. Akşam işyerinden bir arkadaşımla bir şeyler içip gece döneceğim. Muhtemelen yarın yine tek başıma denize karşı huzur içinde kitabımı okuyor olacağım. Bu hissettiklerim anlamsız gelecek bir dahaki sefere dek…

    1. kitaplarla guzellesen, insanin icine islediginde ise vazgecmek istemedigi her daim kendine getiren ruh hali ne güzel

  9. Gündüz Zombiewalk etkinliğine gidip makyajlara hayran olan geceleyin de zombielerden korkup uyuyamayan birini tanıyorum!

  10. Elinde dolmuşlar arası iletişimi sağlamak için kullanılan telsizle, aşırı yoğunluktan dolayı alamadığı yabancı turistleri, arkadan gelen meslektaş arkadaşına haber veren, akıcı Almanca konuşabilen, tıklım tıklım dolu minibüsteki turistlerle girdiği sohbetlerden ve heyecanından dolayı şen kahkahalar attırabilen, heyecanlı, coşkulu, pozitif, enerji dolu dolmuş şoförü arkadaşa, ülke turizmine yaptığı katkılarından dolayı üstün başarı ödülü verilse hakkıdır. Her şeyden önce yabancı turistlerin, bizim insanımızın heyecanını ve coşkusunu görmeye geldiği reddedilemez bir gerçektir…

  11. Gezdiğim o kadar ülkeden sonra gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki sadece Ortadoğu ve Türkiye’de yaşayan kadınlar kendilerini dünyanın merkezi sanıyorlar ve sanki onlardan başka kadın yokmuş gibi davranıyorlar.

  12. “Akvaryumumda tek balık var ve ona da senin adını verdim” diyorum, “Benim de akvaryumumda 20 balık var” diyor. Erkeklerin düz mantık olduğunu kabul ederek kastettiği şeyin sadece akvaryumunda 20 balığı olduğunu varsayıyorum. Yoksa 20 sevgilim var her birinin adını da balıklarıma verdim dememeiştir umarım.

  13. Yine rejimdeyim. Gayet de iyi gidiyor. Vermem gereken çok az kilo kaldı. Bu sefer sağlıklı hayatı bırakmayacağım, hep aynı kiloda kalacağım, asla bir daha kilo almayacağım diye kendimi bile kandırmışken; kendimi her gün bir kenara rejim bittikten sonra gideceğim yerlerde yiyeceklerimi, yapacağım tatlıları unutmayayım diye not ederken buldum. E ne yapaydım ya, hep mi aç kalaydım?

  14. Beklediğin çatışmaların içindeyse, o korkutucu sondan seni korumak için “Artık konuşmayalım” dediyse, her şehit haberi geldiğinde, her saat başında, her aklına düştüğünde en son ne zaman çevrimiçi olmuş diye girip bakmak ve sana yazmadığı halde çevrimiçi olmasına mutlu olmakmış çaresizlik…

  15. Her haftasonu büyük bir heyecanla evden çıkıp bugün farklı bir şeyler yapalım diye nişanlıma türlü önerilerde bulunuyorum; fakat kendimi her seferinde bağ evinde piknik yaparken buluyorum. Şeytan tüyü var bu herifte.

  16. Doğumgünleri, yılbaşıları ve bayramlar yalnız olduğumu hatırlatmaktan başka bir işe yaramıyor. Herkesin planlarını uzaktan seyredip kös kös evime gidiyorum. Valhasılıkelam sevmiyorum artık özel günleri…

  17. Kocam ne zaman işlerin kötü gittiğini, dönebileceğini söylese, onunla daha çok görüşüp moralini yükseltmeye çalışıyorum. Bunu, kocamı çok sevdiğim ya da ona duyduğum aşktan dolayı yaptığımı düşünenlere, mahzun bir ifade ile bakarken aslında söylemek istediğim tek şey; kafamda koca dırdırı yokken mutluyum, huzurluyum. Sadece bu bozulsun istemiyorum. Bilmem anlatabildim mi?

  18. ”Ben kendi sırtımı kaşıyabilen, kendi kendimi keseleyebilen bi insanım. Beni yalnızlıkla tehdit etmeyin. İhtiyacım yok kimseye.” diyerek kükredi. ”En son ne zaman seviştin?” dedim. ”Görüntülü mü? Sesli mi?” dedi. Yalnızlık zordur net. Psikolojik bozukluğa sebebiyet verir.

  19. Öğrencinin dikkatini dağıtmayın, aman sessiz olun, ayakkabınıza dikkat edin, işlemlerinizi yaparken sakın ola motivasyonlarını bozmayın vs. (ki bence de öyle olması gereken) kurallar dizisi oluşturan ÖSYM, bugün sınav görevlisi olduğum sınıfa davul tokmağı gibi “tik tak, tik tak” diye kelimenin tam manasıyla çığlık atan saat koymuş. Bu çocukların vebali senin üstüne ÖSYM, bilesin…

  20. Geldi, yalvardı “Çıkışımı yapın, kıdem tazminatımı ödeyin, iki ay izin verin, sonra tekrar girişimi yapın” dedi. Peki dedik. Geçen hafta SGK’dan yazı geldi. İşçi bildirimsiz çıkartıldığını iddia edip ihbar tazminatını da istemiş. Eh,evrak üstünde haklı, vereceğiz ihbarını mecburen. Gel de bundan sonra çalışanlara iyi niyetli yaklaş…

  21. Kocanızla ettiğiniz oldukça şiddetli bir kavgadan sonra kocanızın göğsünde ağlayarak teselli oluyorsanız; çok iyi anlarsınız ki, gurbet dedikleri şey sadece anneden uzak olmakmış.

  22. Parmaklarım doğuştan yapışıktı, ameliyatla az çok düzeltildi. Yolda yürürken, bir yerlerde otururken yada bişeyler yaparken insanların işi gücü bırakıp parmaklarımı hortlak görmüş gibi izlemesinden nefret ediyorum.

  23. Haftasonunu kendime unutulmaz bir tatil olarak planladım. Son zamanlardaki sıkıntılarım ve şüphelenilen hastalığım sebebiyle ailemin karşı çıkacağını bildiğimden toplantım olduğunu söyledim. Daha yola çıkalı 2 saat olmuştu ki otobüsün lastiği patladı. Çalışanlardan birine sinirlendiğim için rezervasyon yaptırdığım otelde değil başka bir yerde konakladım, ilk gün açık alanda yemek yerken arı soktu hastanelik oldum. İkinci gün kiraladığım otomobilin camını kırıp diz üstü bilgisayarımı ve bavulumu çaldılar, karakolluk oldum. Dönüş için otobüse ucu ucuna yetiştim, yaşadığım kente geldiğimde otobüsten inerken merdivenden düştüm ayağımı ve belimi incittim. Sonuç mu? Yaşadığım için şükredip, bir daha kaçamak tatil yapmayacağıma yeminli yatıyorum.

  24. Yeni evli sayılan ve ikinci baharını yaşıyor olması gereken halam, eniştemle kavga ediyor ve küçük bir çantaya birkaç parça eşyasını alıp bize geliyor. Halamın kaprislerinden yıldığını düşündüğümüz canım eniştem de akşam soluğu, elinde 70’lik bir rakıyla bizde alıyor. Yemek masasında konu masaya yatırılıyor, eniştemi de halamı da dinliyoruz. Konu uzadıkça uzuyor, halamı ikna etmenin kendince bir yolunu bulan eniştem birkaç saat sonra noktayı koyuyor: “Günay sen hiç içmiyorsun ama, biz böyle çözemeyiz bu konuyu!”

  25. Yeni evli sayılan ve ikinci baharını yaşıyor olması gereken halam, eniştemle kavga ediyor ve küçük bir çantaya birkaç parça eşyasını alıp bize geliyor. Halamın kaprislerinden yıldığını düşündüğümüz canım eniştem de akşam soluğu, elinde 70’lik bir rakıyla bizde alıyor. Yemek masasında konu masaya yatırılıyor, eniştemi de halamı da dinliyoruz. Konu uzadıkça uzuyor, halamı ikna etmenin kendince bir yolunu bulan eniştem birkaç saat sonra noktayı koyuyor: “Günay sen hiç içmiyorsun ama, biz böyle çözemeyiz bu konuyu!”

  26. İnsan hayatının hiç bir aşamasında “Şunu da yaptım oldu” demez mi? 38 yıllık hayatının 20 yılında hep mi bunalım takılır? Hiçbir şey mi yolunda gitmez? Kendim için düşündüğüm son nokta artık ölümün hakkımda hayırlı olduğu. Son bir aydır nefsimle kavga içerisindeyim. Şeytan kendimi öldürmem noktasında sürekli baskı yaparken imanım hayır, cehennem bu hayattan daha kötü diyor. Ben ne zaman bu kadar aciz düştüm, nasıl bu hale geldim bilmiyorum. Tek bildiğim hayatın artık benim için hiçbir şey ifade etmediği ve yaşamın üzerime külfet olduğu.

  27. Gidilen balıkçıda balığı elle yediğim, hamsininde kılçığını ayırmadığım için görgüsüzlükle suçlandım. O ise salataya ekmeğini banıp yerken çok kibardı. Kadındır diye sesimi çıkarmadım.

  28. Konuşuyoruz; dinliyor gibi yapıyor, dinliyor gibi yaptığının farkındayım, dinliyor gibi yaptığının farkında olduğumun farkında. Sevişiyoruz; zevk alıyor gibi yapıyorum, zevk alıyor gibi yaptığımın farkında, zevk alıyor gibi yaptığımın farkında olduğunun farkındayım. “Ne kadar harika bir çiftsiniz, siz hiç tartışmaz mısınız?” diye soranlarsa bazı şeylerin farkında değil.

  29. İşyerinde beslediğimiz köpeklerimizin çok yemek yediklerini düşünüp verdiğimiz ekmeklere kısıtlama getiren patronumuz şimdi kilosuna 30 YTL verdiği kurabiyelerinin niye çabucak bittiğini, daha doğrusu gizli gizli kimin yediğini bulmaya çalışıyor. O düşünedursun ben köpeklerin kurabiyeleri yerkenki mutluluklarının, benim yakalandığımda yiyeceğim fırçadan daha önemli olduğunu düşünüyorum.

  30. Bildiğim kadarıyla çoğu insan estetik açıdan güzel görünmek adına göbeğini içeri çeker, ben ise göbeğimin bana yakıştığını düşünerek hususi dışarı veriyorum.

  31. Annemin yıllar önceki vefatı ve babamın üvey annem için bizi bırakmasına rağmen hayata küsmeden hem okuyor, hem çalışıyorum. Kardeşimle yaşıyorum ama aynı evde yaşayan iki yabancı gibiyiz. 19 yaşında olmasına rağmen bencil, düşüncesiz ve maalesef Allah korkusu olmayan biri. Çoğu zaman davranış bozukluğu sergiliyor. İçinde bulunduğu durum ve küçük yaşta içine oturan terkedilmişlik duygusu onu bu hale getirdi diye düşünüyorum. Ona doğru yolu göstermeye çalıştıkça o inatla benden uzaklaşıyor. Küçük yaşta almak zorunda kaldığım sorumluluklar artık beni yorsa da; ona karşı hep anlayışlı olmaya, korumaya çalışıyorum.

  32. Sınıfın oturma düzenini ayarlarken “Kızla oturmam!” diye inat eden öğrencimin bir okul gösterisi için eşli dans çalışmasına katıldığını duyuyorum. “E dans etmeye gelince ediyorsun da, sırada niye oturmuyorsun?” diye sorduğumda gelen cevap; “Öğretmenim, o sanat için.” oluyor. Ne diyebilirim ki, magmada tangoya bekliyoruz herkesi.

  33. Otobüste orta yaşlı bir ablaya yer veriyorum. Orta yaşlı abla, yaşlı bir amcaya yer veriyor. Ama yaşlı amca da dekolteli, makyajdan yüzü görünmeyen benim yaşlarımda bir kıza yer veriyor. Sonra da ayakta duramayan yaşlı amca taklidi yapmadan, otobüsün ani frenlerine rağmen dimdik ayakta duran, kızın dekoltesine bakan, baştan aşağı süzen birisi oluveriyor. Eee bir de bizden saygı mı bekliyorsunuz?

  34. Daha bir haftalık bebeğini kendisine çok benzettiğimi söylediğim müdürümle aram çok iyi. Bu ay maaşlarımıza yapacağı zamdan çok ümitliyim… Olsun, kara kaşlı kara gözlü olan müdürümün sarı saçlı, maviş oğlunun bakışlarını benzettim ben babasına. Öyle yani!

  35. Arkadaşımın sazlı sözlü cemiyetine gitmemek için nazlanıp da, ısrarlar sonucu zoraki giden, gidip de pistten inmeyen ve zorla masaya oturtulan kurtlu benim! Döküldü ama, tüm kurtlarımı döktüm!

  36. Bensizken nasıl hissettiğini sordum. ”Sensiz kayıp balık Nemo gibi, ıssız ormana terk edilmiş Hansel ve Gretel gibi hissediyorum” dedi. Bir daha öptüm 6 yaşındaki küçük komşu kızını…

  37. Yine bir evlendirilme girişimi sonrası odama gelip “Biliyorum, biz böyle şeyleri konuşmuyoruz pek, garip olacak ama kısacık konuşup gideceğim. İstemediğin hiçbir şeyi yapmak zorunda hissetme kendini, mutsuz olacaksan bir ömür evlenme, bir ömür sen benim başımın tacısın. Bunu söyleyecektim, çay yaptık, gel hadi salona.” diyen babam beni gerçekten anlayan, her halükarda arkamda dağ gibi duran tek adamsın, en büyük aşkımsın.

  38. Sınavlardan başarısız olan bir öğrencimin karneye notu sıfır düşecekken, ikinci dönemide düşünerek notunu en azından 1 yapmaya karar veriyorum. Daha sonra okul müdürümün bana gelerek bu öğrencimin mutlaka dersten geçmesi gerektiğini dikte etmesi üzerine, öğrencinin hakkı neyse onu vererek karneye sıfır düşürüyorum. Daha sonra ise hakkımda görevi kötüye kullanmaktan soruşturma acıldığını öğreniyorum, sırf hakkı olanı verdim, görevimi kötüye kullanmadım diye.

  39. 15 gün arayla aynı arabının sağ tekerleğini ben, sol tekerleğini de kocam yardı. Benim olayımdan sonra sürekli söylenen kocama servis elemanı “Abi yenge jantları yamultmayı becerememiş, ama sen becermişsin, yenge iyi şöförmüş” dedi. İyi bir şey söylemiştir herhalde diye düşünmekteyim.

  40. Annemin bana bulduğu yeni talibi gösterebilmesi için yine zorla oturduk, mecburen izdivaç programlarından birini izliyoruz. Derken hanımefendinin birine bir bey talip oluyor. Beyefendiye evlilikten beklentisi soruluyor. “İyi yemek yapsın, yeter.” diyor adam. Sunucu; “Sadece o kadar mı?” diye üsteliyor. Bunun üzerine kendine gelen adam manalı manalı; “Başka bir şey daha beklerim ama…” diyor. Alı al, moru mor olan sunucu daha fazla üstelemeyince benim de programın yayından kaldırılması hayallerim suya düşüyor.

  41. Ankaragücü – Trabzonspor maçında Trabzonspor gişesinden izlenimler: 1-İstisnasız bütün Trabzonsor taraftarı “gale arkasi değil gapali bileti alacağum” dedi. Sadece kale arkası tribünün açıldığını izah etmekte bayağı zorlandık. 2- En az 30 kişi parasını ödediği halde biletini almadan gitti. Bir arkadaşı gişe arkasında biletini unutanlara teslimat için görevlendirdik. 3- Birçoğu Ankaragücü tarafına bilet aldığı için Ankaragücü tribününe girmek zorunda kaldı. 4- Hiçbiri sıraya girmedi, birbirlerini ezerek bilet aldılar. 5- Elinde 1YTL’si hazır olduğu halde ceplerinde bozuk arayan en az yirmi taraftar oldu. 6- Ne kadar kibar konuşsak da kavga etmeye niyetlenen en az 100 taraftar oldu. Bu kadar agresif olmalarının nedenini anlayamadım. Duymayrum dediğinde biraz sesimi yükselttiğimde ne bağıraysun diyorlar. Nasıl davranacağımı şaşırdım.

  42. Geçen hafta yaptığım seyahat sırasında otobüs Bursa’da mola verince ben de bir şeyler almak için terminale girdim. Bu sırada bir görevli tarafından yapılan anonsu aynen aktarıyorum: “Sevgili yolcularımız, lütfen yazıhanelerde ve yazıhane önlerinde çığırtkanlık yapmayın!” Yurdum insanının içtenliği bu olsa gerek. Başkasının işine bile yardım etmek istiyor, madem buralara kadar geldik boş durmayalım, iki bağıralım da işletmeye de yarasın diye düşünüyor işte.

  43. Hiçbir sivil eyleme katılmaktan çekinmeyen, hakkını sonuna kadar arayan ben, LGBT yürüyüşündeki insanları gördükten sonra düşündüm ki hiçbirimiz o i.ne dediğimiz adamlar kadar delikanlı değiliz. Bir tarafta sevdiği kadına bile sevdiğini söylemekten aciz bizler, diğer tarafta dinine, örfüne, adetine karşı çıkıp ben bu adamı seviyorum diyen, bu yüzden de vurulan, kırılan, öldürülen onlar.

  44. Uzun zaman olmuştu görüşmeyeli, uzun uzun sohbet eder, dertlerimizi anlatırız biraz olsun rahatlarım diye hoplaya zıplaya gitmiştim arkadaşımla buluşmaya. Yaklaşık iki saat boyunca yüzümde aptal bir gülümseme, başımı evet ve hayır anlamında arada bir sallayıp kaşlarımı kaldırmak suretiyle vücut dilimle tepki vererek dinledim arkadaşımın sorunlarını. Meğer ne çok sorunu varmış.Benim sorunlarımın üzerine onunkilerini de ekleyerek sürünerek döndüm eve.

  45. “Hayatta bir daha olmaz; asla” dedim, “Ben sıramı savdım, ne halleri varsa görsünler” dedim. “İşim gücüm yok, bununla mı uğraşacağım” dedim. Toplantı başladı ve oy çokluğu ile yine apartman yöneticisi seçildim. Ben ne yaptım peki? İlgi ve iş birliklerinden dolayı teşekkür ederek görevi kabul ettim. Acaip gazladılar beni. Kendimden gözüm korktu arkadaş! İçimde su katılmamış koltuk ve iktidar hırsı varmış meğer.

  46. Uzun zaman sonra bara gittim. Bir kaç yıl oldu gitmeyeli. Arkadaşlarım içtiler ve ben sadece etraftaki insanları inceledim. Birkaç gözü üzerimde görmeme rağmen hiçbir şey yapmadım ve gece sonunda eve döndüm. Sanırım artık evlilik için gerekli kıvama geldim. Bir de evlilik sonrası görünüşü hoş, düğün sonrası nasılsa evlendim deyip kendini bırakmayacak, iç güzelliği olan birini bulmam gerekli. Zorumu başardım yoksa asıl zor hedef şimdimi karşımda, hiç kestiremiyorum.

  47. Rahatsızlanınca, ablam üstlendiği “anne” ekolü ile beni besiye çekti. Fakat öyle bunaldım ki; dün gizlice firar ettim. Radarı hassas ablam durumu hemen fark etti. Dünden beri gözümü açamıyorum. Verdiği ıhlamurlara uyku hapı attığından şüpheleniyorum.

  48. Şaşkın ve öfkeliyim. En yakın arkadaşlarımdan ve meslektaşlarımdan birisi, sırf maddi katkısı olsun diye kendisine yönlendirdiğim bir kız öğrenciye tacizde bulunmuş. Hem de yine iyilik olsun diye kullanmasına izin verdiğim benim ofisimde. Sorun içinde sorun. Aslında öyle bir şey olmasa da, “Seni dava edecek” dediğim için şu anda köpek gibi korkuyor. Bense bir arkadaşımı kaybettiğime üzülüyorum. Bir taraftan da bir şans daha mı versem ve olanları unutsam mı diye düşünmeden edemiyorum. Gerçekten akla ihtiyacım var ahali!

  49. “Unuttun mu beni? Her şeyimi? Sildin mi bütün izlerimi?” diye mesaj atmış. Ben de cevaben: “Ah be güzelim böyle güzel yazılmış Sezen Aksu şarkıları değil, Eternal Sunshine of The Spotless Mind filmi başına gelse hayatıma girmiş hiç kimse beni öyle kolay kolay unutamaz.”dedim. Üç dakika sonra final mesajını yolladı:”Ben o filmi izlemedim, internetten izleyip hemen cevabımı atarım.” Ya sabır.

  50. Çalıştığım firmada içtiğim Türk kahvesini ve gerçek sütle yapılmış neskafeyi, diğer firmalarda içtiğim 3’ü birarada ve alelacele yapılmış Türk kahvelerine değişiyorum. Resmen nankörlükte nirvanaya ulaştım.

  51. Doğduğundan beri sürekli ağlayıp susturamadığımız oğlumuzu, sarışın bir kadın kucakladığında saniyeler içinde susturabiliyor. Genetik kodlama dedikleri bu olsa gerek.

  52. Kuzenimin malum sitedeki satılığa çıkardığı ev ilanına göz gezdiriyorum. Açıklamalar kısmında ”Evin iki cephesi de ömürlük garantili yeşilliği olan…” diye o inanılmaz açıklayıcı cümlesi beni benden alıyor. Evinin iki cephesi de tahmin ettiniz sanırım, mezarlık.

  53. Annem kardeşimden, kardeşim benden, ben nişanlınmdan, hepimiz babamdan gizli sigara içiyoruz.

  54. Bu devasa site ve rezidans mantığı komşuluğu öldürüyor derdim. Evet öldürmekle kalmamış, resmen bu kelimenin anlamını tarihe gömmüş! Önceden komşuya ayıp olur der dikkatli davranırdık. Komşuya ikramda bulunurduk. Şimdi mi? Gece yarıları kahkaha, sevişme, kavga, kırma-dökme ne ararsanız duyabiliyorsunuz. Utanıp kapısına gidemiyor ancak güvenliğe haber veriyorsunuz. Siz utanıyorsunuz ama onlar utanmıyor. Her gün hepsi tekrarlanıyor. Ölecek durumda olsan ve kapısını çalsan açmayacak insanlarla dolmuş çevremiz. Yazık. Çok yazık olmuş kültürümüze. Yabancılar bile böyle değilken biz modern(!) olup onlara özeniyoruz ya, aslında özümüzü kaybetmişiz. İtirafı can acıtsa da kültürümüzden uzaklaşmayı kabul etmek zorunda kalmak çok acı.

  55. O köy düğününde durmadan koluma dirsek atıp “Kalk oyna” dedin; oynamadım. Ama “Kaynana kaynana, kara suratlı kaynana,allah var yukarıda, benimle oynama” şarkısında sahneye fırlayıp göbek atmamın özel bir sebebi de yoktu kaynanacığım, bil istedim.

  56. Ofiste masanın altında bulduğum prezarvatif benim değil. Sekretere sordum onun da değilmiş. İkimizden biri yalan söylüyor ama kim?

  57. Arkadaşlarla tabu oynuyoruz. Evli ve 8 yaşında bir kızı olan ablamız anlatıyor; kelimesi ”Hareketli”. Soruyor “Ben nasıl bir kadınım?” diye, kızından yanıt geliyor: ”Oynak!”

  58. Yeni anayasaya “Davul bile dengi dengine çalar” cümlesi konulmalı. Zira kız zengin bir evin bir (evlatlık) çocuğuydu, bense züğürt.

  59. 10 gün falan oldu, spor salonuna gitmeye başladım. Gördüğüm kadarıyla tek şişman hatun da benim! Eskiden zayıf kızların spor salonuna neden gittiklerini anlamıyorum derdim, benim gibi olmamak içinmiş meğer…

  60. Türkiye’ye gelirken kimseye haber vermememin ve sürpriz izlenimi vermemin tek sebebi, çevremdekilerin istediği türlü eşyaları taşımaktan bıkmış olmamdır.

  61. 1.) Binalar çok görkemli. Her yeni bina farklılık yaratmak için yarış halinde bir tarzla yapılmış/yapılıyor 2.) Caddeler, sokaklar çok geniş 3.) Müthiş bir zenginlik göze çarpıyor 4.) Şehir merkezinin biraz dışına çıkınca garip bir kaos, keşmekeşlik var 5.) Otelde, lokantada bahşiş için neredeyse pazarlık yapıyorlar 6.) Paranın açamayacağı kapı yok gibi 7.) Büyük bulvarlarda kırk-elli metrede bir sanki sıraya geçmişler gibi insanlar “Kadın ister misin/ Montblanc (kalem-saat) /Rolex veya çanta ister misin?” diye önünüzü kesiyorlar 8.) Trafikte herkes deli gibi kornaya basıyor 9.) Olanak varsa görülmeli.

  62. Hasta olduğu için gecenin ilerleyen bir saatinde sizden yardım isteyen ve sizin de “Kız çocuğu, ailesinden uzak” deyip bütün gece başından ayrılmadığınız kişi, iyileştikten sonra elinde kek ile gelip “Hocam size kek yapmıştım. Dünden beri size vermek için yanımda taşıyorum ” diyorsa bu mesleği iyi ki seçmişim demek için bir nedeniniz daha var demektir.

  63. Arkadaşım ve kocasıyla, evlerinin bahçesinde oturuyoruz. Ufak bir sinek benim gözüme, başka bir sinek arkadaşımın ağzına giriyor. İkimiz de çığlık çığlığa ayağa kalkıyoruz. Kısa sürede kriz atlatılıyor. Bir müddet sonra bir arı, arkadaşımın kocasının şortunun, malum bölgenin üzerine gelen kısmına konuyor. Arkadaşımın bu olaylar üzerine dillere destan yorumu: “Aaa haşarata bak yahu, kimin neresi büyükse onun üstüne konuyor!”

  64. ”Kombiyi yak anne, üşüyorum” dedim. Elindeki bezi odamdan içeri atıp, kafama isabet ettirdikten sonra “Gel üçlü koltuğu sil, ısınırsın” dedi. Sildim mi? Evet… Isındım mı? Terledim bile!